revizyon ile organize matbaacılık brnckvvtmllttrhaberi

Eğitim Hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim Hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eğitim : Osmanlı'da Eğitim - Humbaracı Ocağı

Humbaracı Ocağı hakkında bilgi
Humbaracı Ocağı, Osmanlı Devleti'nde orduda humbara yapan ve kullanan sınıfın bağlı bulunduğu ocaktır. Kumbaracı ocağı da denilmektedir.

Merkezde bulunan kale humbaracıları tımarlı, Topçu ve Cebeci ocaklarına bağlı humabarcılara ise ulufeli denilirdi. Humbaracılık, Osmanlı Devleti'nde 16. yüzyılda Mustafa ismindaki bir topçu bölükbaşısının ilk tunç humbara dökümhanesini kurmasıyla ortaya çıkmıştır.

Humbaracı Ocağı'nın ıslahı ilk olarak 18. yüzyılda, Humbaracı Ahmed Paşa ve Sadrazam Osman Paşa'nın isteği üzerine gündeme gelmiştir. 1731'de ıslah projesi hazırlandı ve iki yıl sonra da Üsküdar'da Humbaracı Ocağı kuruldu. Böylece Bosna'dan 300 ulufeli humbaracı adayı ile çeşitli kalelerden seçilen 300 tımarlı humbaracı eğitime başlayarak humbara imalathanesi kurulması yolunda adımlar atıldı. Bir yasa ile tımarlılar 25'er kişilik gruplar halinde İstanbul'a giderek eğitim almaları sağlandı.

1783'te Sadrazam Halil Hamid Paşa humbaracılar için yeni düzenlemeler getirdi ve 1792'de çıkarılan bir nizamnameyle humabaracıların yetkileri arttırıldı. Humbaracılar, Ahmed Paşa'nın çabalarıyla ordunun en disiplinli ve düzenli sınıfı durumuna gelmişti.

Kapıkulu Ocağı'ndaki bozukluklar ve düzensizlik zamanla Humbaracı Ocağı'nı da etkilemeye başladı. 1826 yılında Vaka-i Hayriye sırasında Humbaracıların devletin tarafında olarak topçu ve cebecilere destek olmuştur. Humbaracı Ocağı, Sultan II. Mahmud zamanında Asakir-i Muhammediye'nin kurulmasıyla kaldırılmış fakat varlığını Sultan II. Abdülhamid dönemine kadar sürdürmüştür.

18 Mart 2009 Çarşamba | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Eğitim : Üniversiteler - Boğaziçi Üniversitesi

Boğaziçi Üniversitesi hakkında bilgi
İstanbul'da bulunan devlet üniversitesi. Robert Koleji bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York'lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye'de kurulmuştur. Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye'ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında Kırım Savaşı sırasında Mr. Robert ile t

Boğaziçi Üniversitesi Güney KampüsüRobert Kolej bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York'lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye'de kurulmuştur.

Çok yönlü ve yetenekli bir dahi olan Dr. Cyrus Hamlin, 1839 yılında Türkiye'ye gelmiş ve 1860 yılına kadar erkek öğrencilere seminerler vermiştir. 1856 yılında Kırım Savaşı sırasında Mr. Robert ile tanışmıştır. Mr. Robert'in vapuru İstanbul Limanı'na yanaşırken, görüntüsü insanı cezbeden bir kayık dolusu ekmeği fark etmiştir. Merakı artmış, ve bu ekmeklerin Cyrus Hamlin tarafından Üsküdar civarındaki Selimiye Kışla'sında bulunan yaralı askerlere gönderildiğini öğrenmiş, bu garip tesadüf onların tanışmalarına neden olmuştur. Huguenot neslinden gelen bu iki adamın daha sonraki görüşmeleri, Birleşik Devletler sınırları dışındaki en eski Amerikan Koleji'nin kurulmasına vesile olmuştur.

Mr. Robert finansal yükü üstlenirken, Dr. Hamlin ise Birleşik Devletler'den kaynak sağlayarak Kolej'in kurulumu sorumluluğunu eline almıştır. Bir müfredat programı oluşturulmuş ve Dr. Hamlin öğretim lisanının İngilizce olması konusunda ısrar etmiştir. Yeni kurulan Yönetim Kurulu'nun aldığı kararlar doğrultusunda, Kolej'in kapıları ırk, milliyet, din gözetilmeksizin önyargısızca ve ayrım yapılmadan tüm öğrencilere açık olacaktı. Bunun yanında, Mr. Robert'in isteği doğrultusunda Kolej hiçbir koşulda herhangi bir politik eğilim göstermeyecek ve de hiçbir politik düşünceye dahil olmayacaktı.

Çeşitli alternatifler düşünüldükten sonra, Mr. Hamlin, Kolej'in yeri konusunda düşündüğü en uygun yeri belirledi. Bu yer Ahmet Vefik Paşa'ya ait taşocağı olan bir arsaydı. Aynı taşocağı, İstanbul fethedilmeden hemen önce, 1453 yılında, Boğaz'ın Avrupa Yakasında olan heybetli Rumelihisarı'nın yapımında Fatih Sultan Mehmet tarafından da kullanılmıştı. Bu ocaktan çıkan mavi kireçtaşı Birinci Dünya Savaşı'na kadar inşa edilen bütün Kolej binalarında kullanılmıştır.

Önceleri Ahmet Vefik Paşa arazisini satmak istememiş, fakat daha sonra Sultan II. Mahmut'un elçisi olarak III. Napoleon'un Paris'teki sarayına çağrılınca, anlaşmaya mecbur kalmış ve de 1861 yılında arsasını satmıştır. Ödeme, dönemin Eğitim Bakanlığı'nın verdiği yapım izniyle birlikte en kısa zamanda yapılmalıydı; Padişah'ın fermanı olmadan inşaata başlanamayacağı konusunda da Mr. Hamlin bilgilendirilmişti. Padişah'tan böyle bir iznin alınmasının uzun süreceğinin farkında olan Mr. Hamlin, Yönetim Kurulun'dan bugünkü boş-seminer binasını kiralamıştı. Böylece Robert Kolej, yardımsever Christopher Rheinlander Robert'ten ismini almış, mezunlarına B.A. derecesi verme yetkisi ise bir kararname ile onaylanmıştır. Eylül 1863'te, ilk başkan Dr. Cyrus Hamlin'le kapılarını öğrencilere açmıştır.

Sonuçta, 4 Haziran 1869'da Padişah izin hükmünü vermiş, ilk binanın köşetaşı yerleştirilmiş ve ismi Hamlin Hall olarak atanmıştır. Dr. Hamlin bizzat inşaatın her detayıyla ilgilenmiştir. Rumelihisarı'nın yapımında kullanılan harcı incelemiş, binayı da ortasında açık bir avlu bulunan eski Türk kervansaray veya hanları gibi dizayn etmiştir. Hamlin Hall 1871 yılında tamamlanmıştır. Tek katlı, geniş bir bina da 1873 yılında Hamlin Hall'ın arka kısmına ilave edilmiş fakat otuz yıl sonra bu bina Washburn Hall yapılırken yıkılmıştır.

Dr. Hamlin, Kolej için bağış ve yardımları artırmaya çalışsa da asla başarılı olamamıştır. 1869'da, 1865-1868 yılları arasında Robert Kolej'de öğretmenlik yapan Dr. Hamlin'in damadı, Dr. George Washburn, Kurul tarafından yönetimi ele almak için İstanbul'a geri gönderildi. Bu Mr. Hamlin'i tedirgin etti çünkü damadıyla olan ilişkileri gittikçe gerginleşiyordu. Dr. Hamlin, Dr. Washburn'ün genişleme ve politikaya dahil olma fikrini onaylamadı. Bununla birlikte, bir kız koleji kurma düşüncesi de Mr. Robert tarafından onaylanmadı. Dr. Hamlin ve Dr. Washburn arasındaki çatışma zamanla öyle büyük bir boyuta geldi ki, 26 Eylül 1873'te, Dr. Hamlin bir daha Türkiye'ye geri gelmemek üzere Birleşik Devletler'e kesin dönüş yaptı. Dr. Washburn henüz Kurul tarafından Mayıs 1872'de müdür yapılmıştı. Dr. Hamlin Mart 1877'de istifasını verdikten sonra, Dr. Washburn 1877'den 1903'teki emekliliğine kadar, Kolej'in ikinci Başkanı olmuştur. Birleşik Devletler'deki çalışmalarına devam eden Dr. Hamlin ise 8 Ağustos 1900'de, seksen dokuz yaşında vefat etmiştir.

Mr. Robert 1878 yılında vefat ettiğinde, Robert Kolej kendi kendini finanse etme durumunda kaldı. Mr. Robert Lookout Mountain'daki arazisinin tümünü, kendine ait bütün diğer arsaların beşte birini Robert Kolej'e miras olarak bıraktı ve bu arsaların satışından elde edilen parayla okula yeniden finansal kaynak sağlanmış oldu.

Kolej arazisi üzerinde ikinci bina 1881 yılında Profesör Alexander Van Milligen tarafından inşa edilen konuttur. Bizans tarihi konusunda uzman olan ve 1878 yılından, öldüğü 1915 yılına kadar öğretmenlik yapan Profesör Alexander Van Milligen, bu evi ölümünden sonra Robert Kolej'in hizmetine gireceği bilinciyle inşa ettirmiştir. Buna rağmen, Bay ve Bayan George G. Huntigton'ın bu evde uzun zaman boyunca yaşamasından dolayı ev Huntington House olarak isimlendirilmiştir. 1986 yılında ev yenilenmiş ve de Heritage (Tarihi) Müzesi'ne çevrilmiştir. Evin son sakini olan Eveline A. Scott tarafından miras bırakılan mobilyalar, kitaplar ve de dokümanlar, bu müzenin çekirdeğini oluşturmaktadır.

1895 yılından, 1919 yılına kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan John Steward Kennedy, Kolej'e cömert yardımlarda bulunmuştur. Onun bağışlarıyla, 1891'de Kolej'in başkanı için bir ev inşa edilmiştir. Muhteşem Boğaz manzarası olan bu geniş ev, Kennedy Lodge, 1891 yılından itibaren Washburn'lerle başlayarak 1971 yılında Dr. John Scott'ın ayrılmasına kadar Kolej Başkanlarının ikametgahı olmuştur. Bugün, zemin katı öğretim kadrosu için bir yemek salonu, üst katları misafirhane ve de bodrum katı restorant olarak kullanılmaktadır. Her türlü sosyal etkinlik de burada yapılmaktadır.

Mr. Kennedy aynı zamanda altı profesörün evi ve de Kolej arazisinin çevresinin duvarla çevrilmesi için bağışta bulunmuş, Robert Kolej'e miras olarak bıraktığı 1,500,000$ ise Mühendislik Fakültesi'nin doğu kanadı ile (1912), 1913 yılında inşası tamamlanan yurt-derslik binası olan Anderson Hall'ın, yapımlarında kullanılmıştır.

Dr. Cyrus Hamlin'in oğlu olan Alfred Dwight Foster Hamlin tarafından dizayn edilen ikinci akademik bina 1892 yılında tamamlanmıştır. İlk başta Science Hall olarak adlandırılan binanın ismi, Kolej'e 1872 yılından 1901 yılına kadar doğa tarihi profesörü olarak hizmet eden Albert Long'un ölümünden sonra Albert Long Hall olarak değiştirilmiştir. Bu bina Bayan Van Milligen'in kardeşi olan Bayan Davies tarafından döşenmiştir. Bodrum katta Kimya Bölümü, birinci katta Kütüphane ve Fizik Bölümü ve de üst kat Oditoryum olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Mr. Cleveland H. Dodge tarafından bağışlanan ve dünyanın en ünlü beş orgundan biri olan org ise bu katta bulunmaktadır.

Hamlin Hall tamamlanır tamamlanmaz, Hazırlık Bölümü'nün ayrı bir binada yer alması gerektiği anlaşılmıştır. 1898 yazında, Mr. Washburn Birleşik Devletler'e gittiğinde, yeni binanın finansmanını sağlamak konusundaki ilgisini çekmek için New York'lu zengin bir bankacının kızı olan Olivia Eggleston Phelps Stokes'ı ziyaret etmek istemiştir. Ne yazık ki Bayan Stokes Avrupadaydı, ama İstanbul'da Mr. Washburn'ü, Bayan Stokes'ın yeni binanın inşaası için yardıma hazır olduğunu yazan bir mektup bekliyordu. Bu bina 1871 yılında Ahmet Vefik Paşa'dan satın alınan arazinin üzerine inşa edildi ve 1902 yılında ise yerleşilmeye hazırdı. Bayan Stokes'un özel isteği üzerine bina Theodorus Hall (veya Allah'ın armağanı) olarak isimlendirildi. Bugün ise Kız Yurdu olarak kullanılmaktadır.

Aynı zamanda Dodge Jimnastik Salonu da Kampüs'teki taşocağından çıkarılan mavi kireçtaşından inşa edildi. Bu binanın yapımı, 1909'dan 1926'ya kadar Yönetim Kurulu Başkanı olan Cleveland H. Dodge ve babası William H. Dodge tarafından finanse edilmiştir. Uzun yıllar boyunca Avrupa'daki en modern ilk jimnastik salonu olma özelliğini korudu ve de Türkiye'deki tek kapalı koşu pistini barındırdı. 1908 yılında, Türkiye'deki ilk basketbol maçı burada oynanmıştır.

1929 yılında, Bayan Olivia Phelps Stokes aynı zamanda Hazırlık Bölümü öğrencileri için Theodorus Hall'un arkasına inşa edilen jimnastik salonunun da finansmanını sağlamıştır. Bu bina daha sonra erkek yurduna çevrilmiştir.

Bugün İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak kullanılan Washburn Hall, Mr. William E. Dodge'ın dul eşi Mrs. William E. Dodge tarafından finanse edilmiştir. Bu ofis-sınıf binası 1906 yılında tamamlanmış ve de ismini 1903 yılında Başkanlıktan istifa etmiş olan Başkan George Washburn'den almıştır. Diğer bütün binalar gibi Washburn Hall da Birinci Dünya Savaşı'ndan önce inşa edilmiş ve de inşasında kampüste bulunan mavi kireçtaşı kullanılmıştır. Üst katlar, yani beşinci kat ve de dördüncü katın yarısı, bir zamanlar büyük değer taşıyan Doğal Tarih Müzesi'ne (Natural History Museum) ev sahipliği yapmıştır.

Dr. Caleb Frank Gates'in başkanlığı süresinde ( 1903- 1932), ilk tenis kortları yapılmış, Hamlin Hall yenilenmiş, yeni bir ışıklandırma ve ısıtma binası kurulmuş, Ahmet Vefik Paşa'dan yeni arazi satın alınarak üzerine tepeye doğru dolanarak çıkan yol 1913 yılında inşa edilmiş ve deniz kenarındaki yeni giriş, okulun ana giriş kapısı olmuştur.

Anderson Hall veya bugünkü adıyla Fen-Edebiyat Binası da 1913 yılında tamamlanmıştır. Bu yatakhane-sınıf binası, John S. Kennedy tarafından Kolej'e miras olarak bırakılan sermayeyle inşa edilmiş ve de Profesör Charles Anderson'dan sonra onun Kolej'e yaptığı uzun hizmete ( 1869- 1918) istinaden isimlendirilmiştir. Bugün ise derslik-ofis binası olarak kullanılmaktadır.

1903 yılında Gates başkan olunca, Robert Kolej daha fazla genişleme ve de modernleşmeye hazırdı. Gates Türkiye'nin artık kendi mühendislerini yetiştirmesi ve eğitmesi gerektiğini anlamıştı ve John S. Kennedy'den kalan parayla, bir mühendislik okulunun yapımına başlamak istiyordu. 1909 yılında Birleşik Devletler'e giderek, teklif ettiği projenin uygulanması için Kurul'dan onay almayı başardı. Robert Kolej'deki yeni Mühendislik Okulu'na gelip, kurulumuna nezaret etmesi için de ilk önce Makine Mühendisliği Profesörü olan John R. Allen ile anlaştı. Daha sonradan ismi Gates Hall olan, Mühendislik Bina'sının yapımına 1910 yılında başlandı, ama 1912 yılında sadece batı kanadı bitirildi. İlkbaşta U-şeklinde dizayn edilen binanın ilk planından daha sonra vazgeçildi. Balkan Savaşları, I.Dünya Savaşı ve de yeni Türkiye Cumhuriye'tinin kurulması dolayısıyla, bugünkü mevcut binanın yapımı ancak 1931 yılında tamamlanabildi. Dört kat yüksekliğindeki bina tepenin eğimini takip edecek şekilde planlanmıştır, bu yüzden her katın kendine ait ayrı bir girişi bulunmaktadır.

1912 sonbaharında, Mr. Allen'in Birleşik Devletler'e dönme zamanı geldiğinde, Mr. Gates'in yeni Mühendislik Okulu'na dair tüm işleri tamamlaması için doğru insanı bulması gerekiyordu. Bu kişi Lynn Scipio idi, 1912 yılında, 3 yıllık sözleşmeyle işe başladı ama bu süreç 1942 yılına kadar uzadı.

Henrietta Washburn Hall veya bugünkü adıyla Social Hall, Mr. Cleveland H. Dodge tarafından finanse edilmiştir. 1914 yılında tamamlanmış ve ismini Cyrus Hamlin'in kızıyla George Washburn'ün eşi olan Henrietta Loraine Washburn'den almıştır. Şu anda öğrenciler tarafından bir eğlence ve dinlenme merkezi olarak kulllanılan Social Hall, salonlar, kulüp odaları, bir tiyatro ve bir kantini içermektedir.

John Sloane Reviri ise 1913-1914 yılları arasında inşa edilmiştir. Kolej'in eski bir kurul üyesi olan William Sloane'nin armağanıdır ve de gene eski bir kurul üyesi olan babasının hatırasına adanmıştır. John Sloane Reviri, birinci katında yataklı hasta ağırlama imkanı, zemin katta ise bir klinik ve personel için iki kat bulunduran 18 yataklı bir hastaneydi. Bugün ise erkek yurdu olarak kullanılmaktadır.

Van Milligen Kütüphanesi 1932 yılında tamamlanmıştır, aynı zamanda da idari personele barınma imkanı sağlamıştır. Türkiyedeki ilk modern kütüphane olduğu söylenir. Alexander Van Milligen 1915 yılında vefat ettiğinde; evini, kütüphanesini ve de bin poundunu, okula bırakmıştır. Bu parayla, Van Milligen Fonu başlatılmış, sonuçta yeni binanın finansı sağlanmıştır. 'Quarry' olarak bilinen alan, yeni binanın yerleşim yeri olarak seçildi ve Profesör Sciopio da planlarını çizdi. Dünyanın bu bölümündeki en güzel Yakın Doğu Koleksiyonu'nu barındırdı. Bugün ise, Boğaziçi Üniversitesi Rektör ve Yardımcı Rektörlerinin ofislerini çevreleyerek yönetim binası olarak kullanılmaktadır. Perkins Hall, bugünkü ismiyle yeni Mühendislik Binası, Profesör Aptullah Kuran tarafından dizayn edilmiştir. Eski bir kurul üyesi olan George W. Perkins'in hatırasına adanan bu bina, Mayıs 1963'te, Kolej'in yüzüncü yıl kutlamaları sırasında törenle hizmete açılmıştır.

1932 yılında Mr. Gates emekli olunca, ciddi finansal kesintiler düşünülmeye başlandı. Robert Kolej ve Amerikan Kız Koleji'nin ikisi birden savaş öncesi Türkiye ekonomisinden ve Birleşik Devletler'deki ekonomik krizden oldukça etkilendi. 1932 yılında, Amerikan Kız Koleji ile birleşmenin ilk adımı olarak Dr. Paul Monroe iki okulun da başkanlığına atandı. Bununla birlikte, belirli akademik mevkiler ve öğretim görevlileri paylaşılarak, ödenen maaşların sayısında kısıntıya gidildi. Bu sebeple, akademik kadronun minimuma indirilmesi ve maaşlarda kesintiye gidilmesi, akademik kayba neden oldu.

Başkan Wright'ın zamanında (1935-1943), Dr. Monroe'nın çabaları sayesinde finansal durum geliştirildi ve de müfredat programı revize edildi. Fakat, Türkiye tarafsızlığını korumasına rağmen, İkinci Dünya Savaşı sona erene kadar birçok problem çözülemedi hatta daha fazla zorluklar yarattı.

1944 yılında, Dr. Black Başkanlığa atandı. Dr. Black'ın yüzleştiği en ana problemler gene finansaldı, Kolej'i iflastan kurtarabilmek için katı ekonomik tedbirler alınması gerekliydi. 1950li yıllarda Kolej'in prestiji arttı ve halkla ilişkilerin en iyi olduğu döneme gelindi. 1955 yılında Dr. Black'in yerine göreve gelen Dr. Ballantine dinamik bir kişiliğe sahipti. Dr. Black'in planları Robert Kolej'i akademik olarak yeniden canlandırmak ve daha iyi finansal ve fiziksel olanaklarla çerçevelenmiş yükseköğrenim programı yaratmak için Akademi'nin İkinci Okulu'nu elimine etmekti.

1958 yılında ise Türk hükümetinden gerekli izni almayı başardı. 1958 yılında, lise mezunu öğrencileri üç okuldan herhangi birine giriş için hazırlayan bir İngilizce Dili Bölümü kuruldu. Buna rağmen; her öğrenciyi eğitmenin bedeli, bu değişiklerle öğretim ücretinin dörtte biri olmasından dolayı, bütçe açığı her yıl fark edilir oranda büyüdü.

1912 yılında kurulan Mühendislik Okulu'na ek olarak , 1959 yılında da İşletme Okulu ve Dil-Bilim Okulu kuruldu.

1961 yılında Mr. Ballantine'nin istifasını, kısa dönemli başkanların başarısı takip etmiştir. Bugünkü Mühendislik Binası olan Perkins Hall, Dr. Malin'in başkanlığı döneminde bitirilmiştir. 1964 yılında Dr. Malin vefat ettiğinde yerine Dr. Simpson başkan olmuştur. Dr. Simpson, Robert Akademi'nin Hisar Kampüsü'nü tamamen yükseköğrenime bırakarak, Arnavutköy'deki kampüse taşınmasını, oradaki Amerikan Kız Kolejiyle karma bir eğitim kurumu oluşturacak şekilde birleşmesini önermiştir. Dr. Simpson, 1967 yılında sağlık problemleri yüzünden görevini bırakmak zorunda kalmıştır. 1968 yılında ise başkanlık görevine onun yerine Dr. Everton gelmiştir.

Mart 1971'de Dr. Everton, Robert Kolej'in üzerine herhangi bir kampüs üzerinde bağımsız bir üniversitenin kurulması için Türk hükümetini teşvik eden önergenin 26 Ocak 1971'de Yönetim Kurulu tarafından kabul edildiğini açıkladı. Birleşme 1971 yazında sonuçlandırıldı. Binaları, kütüphanesi, laboratuarları, tüm imkanları ve personeliyle 118 dönümlük bugünün Güney Kampüsü 10 Eylül 1971'de tamamen Türk hükümetinin üzerine geçmiştir. Boğaziçi Üniversitesi, yüz yılı aşkın bir süredir Robert Koleji'nin kampüsü olan alana resmi olarak kurulmuştur.

Robert Kolej mezunu olan Prof. Dr. Aptullah Kuran, Üniversite'nin ilk rektörü olmuştur (1971-1979). Prof. Dr. Kuran'ın yerini önce Prof. Dr. Semih Tezcan devralmış (1979-1981) daha sonra da Prof. Dr. Ergün Toğrol rektör olmuştur (1981-1992). 1992'de Robert Kolej mezunu olan Prof. Dr. Üstün Ergüder Boğaziçi Üniversitesi tarafından rektör olarak seçilmiş, 2000 yılında da görevini Prof. Dr. Sabih Tansal'a bırakmıştır.

Üniversite hem fiziksel hem de akademik olarak genişlemeye devam etmiştir. Üniversiteye bir fakülte ve yüksek lisans programları sunan altı enstitü eklenmiştir. Üniversitenin eğitim binaları çoğunlukla Güney Kampüs'te yer almaktadır. Tarihi binaları, boğaz manzarası ve doğu sınırını oluşturan Rumeli Hisary ile bu kampüs eşsiz bir atmosfere sahiptir. Ana Kütüphanenin, Fen ve Mühendislik Laboratuvarları Binasının, Eğitim Fakültesinin, Erkek Yurdu II'nin, Kız Yurdu II'nin ve de Eğitim Teknolojileri Binası'nın tamamlanmasıyla Kuzey Kampüs bugünkü yüksek değerine ulaşmıştır. İçinde rasathaneyi barındıran Kandilli Kampüsü 1982'de, Hisar Kampüs ise 1989'da Üniversite bünyesine dahil olmuştur. Üniversite şu anda, Uçaksavar Kampüsü'nde, personel için lojmanlar, öğrenciler için yurtlar ve de büyük bir spor kompleksi barındırmaktadır. Bu kampüs aynı zamanda Türkiye'nin en gelişmiş öğrenci yurt kompleksi olan 'Superdorm'u barındırmaktadır. Sarıtepe Kampüsü olarak adlandırılan, Karadeniz sahili üzerindeki Kilyos yakınındaki dinlenme yeri 1985 yılında kazanılmış, ve inşası tamamlanarak faaliyete geçmiştir.

Sonuç olarak şunu rahatça ifade etmek gerekir ki Robert Kolej'in kusursuz akademik gelenekleri, artan kampüs olanakları ve nüfusuyla, bugünkü Bogaziçi Üniversitesi'nin çekirdeğini oluşturmuştur.
Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi Başkanları:
1. Cyrus Hamlin (1863-1877) 2. George Washburn (1877-1903) 3. Caleb Frank Gates (1903-1932) 4. Paul Monroe (1932-1935) 5. Walter Livingston Wright (1935-1943) 6. Floyd Henson Black (1944-1955) 7. Duncan Smith Ballantine (1955-1961) 8. Patrick Murphy Malin (1962-1964) 9. Dwight James Simpson (1965-1967) 10. John Scott Everton (1968-1971) 11. Prof.Dr.Aptullah Kuran (1971-1979) 12. Prof.Dr.Semih Tezcan (1979-1982) 13. Prof.Dr.Ergun Togrol(1982-1992) 14. Prof. Dr. Ustun Erguder (1992-2000) 15. Prof. Dr. Sabih Tansal (2000- 2004) 16. Prof. Dr. Ayşe Soysal (2004- günümüze)
LİSANS EĞİTİMİ VEREN BÖLÜMLER
Eğitim Fakültesi
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Eğitim Bilimleri
İlk Öğretim
Orta Öğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi
Yabancı Diller Eğitimi
Fen-Edebiyat Fakültesi
Batı Dilleri ve Edebiyatı
Çeviribilim
Felsefe
Fizik
Kimya
Matematik
Moleküler Biyoloji ve Genetik
Psikoloji
Sosyoloji
Tarih
Türk Dili ve Edebiyatı
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
İktisat
İşletme
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
Mühendislik Fakültesi
Bilgisayar Mühendisliği
Elektrik-Elektronik Mühendisliği
Endüstri Mühendisliği
İnşaat Mühendisliği
Kimya Mühendisliği
Makina Mühendisliği
Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu
Turizm İşletmeciliği
Uluslararası Ticaret
Yönetim Bilişim Sistemleri
Yabancı Diller Yüksek Okulu
Almanca Fransızca Birimi
İleri İngilizce
İngilizce Hazırlık
LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VEREN ENSTİTÜLER
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
Biyo-Medikal Mühendisliği Enstitüsü
Çevre Bilimleri Enstitüsü
Fen Bilimleri Enstitüsü
Bilgisayar Mühendisliği (M.S., Ph.D.)
Elektrik- Elektronik Mühendisliği (M.S., Ph.D.)
Endüstri Mühendisliği (M.S., Ph.D.)
Finans Mühendisliği (M.S.)
Fizik (M.S., Ph.D.)
Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik Yüksek Lisans Anabilim Dalı (M.S.)
İnşaat Mühendisliği (M.S., Ph.D.)
Kimya (M.S., Ph.D.)
Kimya Mühendisliği (M.S., Ph.D.)
Makina Mühendisliği (M.S., Ph.D.)
Matematik (M.S., Ph.D.)
Moleküler Biyoloji ve Genetik (M.S., Ph.D.)
Mühendislik ve Teknoloji Yönetimi (M.S.)
Nükleer Mühendislik (M.S., Ph.D.)
Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi (M.S., Ph.D.)
Otomotiv Mühendisliği Yüksek Lisans Programı
Sistem ve Kontrol Mühendisliği (M.S.)
Tıbbi Sistemler ve Bilişim Tezsiz Yüksek Lisans Programı (M.S.)
Yazılım Mühendisliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı (M.S.)
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü
Deprem Mühendisliği
Jeodezi
Jeofizik
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Avrupa Çalışmaları (M.A.)
Bilişsel Bilim (M.A.)
Çeviribilim (Ph.D .)
Dilbilim (M.A.,Ph.D.)
Eğitim Bilimleri (M.A., Ph. D.)
Eleştiri ve Kültür Araştırmaları (M.A.)
Ekonomi ve Finans Tezsiz Yüksek Lisans Programı (M.A.)
Executive MBA Programı- Işletme Bölümü
Felsefe (M.A.)
İktisat (M.A., Ph.D.)
İngiliz Dili ve Edebiyatı (M.A.,Ph.D.)
İşletme (M.A.,Ph. D.)
İşletme Bilişim Sistemleri Programı (M.A.)
Konferans Çevirmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı (M.A.)
Psikoloji (M.A.)
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (M.A., Ph.D.)
Sosyoloji (M.A.)
Tarih (M.A., Ph.D.)
Türk Dili ve Edebiyatı (M.A., Ph.D.)
Yabancı Diller Eğitimi (M.A., Ph.D.)
Yazılı Çeviri Yüksek Lisans Programı (M.A.)
Yönetim Bilişim Sistemleri (M.A.)
Otelcilik Meslek Yüksek Okulu
Turizm İşletmeciliği (İkinci öğretim)
Diğer Birimler
Beden Eğitimi
Güzel Sanatlar

Kaynak: http://www.boun.edu.tr

12 Mart 2009 Perşembe | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Eğitim : Okullar - Galatasaray Lisesi

Galatasaray Lisesi hakkında bilgi
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla Sultan İkinci Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul'un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur.

D evlet adamı yetiştirmek amacıyla Sultan İkinci Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan İkinci Bayezid sekizinci Osmanlı padişahı. Fatih Sultan Mehmed’in iki oğlundan büyüğüdür. 1447 yılında doğdu. Küçük yaştan itibaren tam bir ihtimamla yetiştirilen şehzade Bayezid, devrin en kıymetli alimleri elinde tahsil gördü. Yedi yaşındayken, Hadım Ali Paşa nezaretinde Amasya valisi oldu. 1473 Otlukbeli Savaşına sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih, 3 Mayıs 1481 tarihinde sefere giderken Gebze’de vefat edince, 20 Mayıs 1481’de tahta çıktı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur.

Okul'un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Sultan Abdülaziz Osmanlı padişahlarının otuzikincisi ve islam halifelerinin doksanyedincisidir. Sultan İkinci Mahmud'un ikinci oğludur. 1876 yılında Dolmabahçe Sarayından alınıp, Topkapı Sarayına haps edildi.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.

Galata Sarayı Humayun Mektebi adıyla kurulan kurum, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.enderuna (saray mektebi) üst düzeyde eğitimli görevli yetiştirirdi. Bu yüzden Mekteb-i Sultani olarak da anılır.

O yıllarda II. Murad zamanında kurulup, zamanla çeşitli değişikliklere uğramakla beraber Osmanlı Devleti'nin son zamanlarına kadar (1908) varlığını sürdüren bir saray okuludur. Hristiyan ailelerden devşirilen çocukların zekî ve gösterişlileri saraya alınarak özel bir şekilde yetiştirilirlerdi.Fatih Sultan Mehmed döneminde geliştirilmiştir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.enderun, II. Murad zamanında kurulup, zamanla çeşitli değişikliklere uğramakla beraber Osmanlı Devleti'nin son zamanlarına kadar (1908) varlığını sürdüren bir saray okuludur. Hristiyan ailelerden devşirilen çocukların zekî ve gösterişlileri saraya alınarak özel bir şekilde yetiştirilirlerdi.Fatih Sultan Mehmed döneminde geliştirilmiştir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Osmanlı sarayında Osmanlı Devleti, 13. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine değin varlığını sürdüren Türk devleti. Anadolu'da kurulmuş, sınırları tarihi boyunca çok değişmekle birlikte en geniş döneminde bugünkü Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ye Akdeniz'in doğusundaki adaları, Macaristan ve Rusya'nın bazı kesimlerini, Kafkasya, Irak, Suriye, Filistin ve Mısır'ı, Cezayir'e kadar tüm Kuzey Afrika'yı ve Arabistan'ın bir bölümünü kapsamıştır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.padişahın günlük yaşamını geçirdiği, sarayın eğitim birimlerinin, Padişah: İslam devlet hükümdarlarına verilen en yaygın unvanlardan. Bu unvan daha ziyade çok geniş topraklara sahip hükümdarlar için, Osmanlı Devleti'nde ise, hükümdarın örfî sıfatlarını ifade eden başlıca tabir olarak kullanılmıştır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.kütüphanenin,
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.hazine odasının yer aldığı büyük bahçe içine kurulu bir kompleksti. Burada, başta Bütçenin gelir ve giderleri arasında yer ve zaman bakımından ortaya çıkan âhenksizlikleri gideren devletin eline geçen paraları muhâfaza ve idâre ile gerekli ödemeleri yapan kuruluş.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.padişah olmak üzere, Padişah: İslam devlet hükümdarlarına verilen en yaygın unvanlardan. Bu unvan daha ziyade çok geniş topraklara sahip hükümdarlar için, Osmanlı Devleti'nde ise, hükümdarın örfî sıfatlarını ifade eden başlıca tabir olarak kullanılmıştır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.saraydaki diğer görevlilerin danışabileceği, birçok alanda bilgi sahibi kişiler hizmet vermekteydi. Bu kişilerin eğitimi ise
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.15. yüzyıl sonundan (15. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.1481) 1481 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.18. yüzyıl (18. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.1715) başlarına kadar işlevini sürdüren 1715 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Galata Sarayı Ocağı'nda veriliyordu.

Evliya Çelebi'nin aktardığı üzere; Kırk yılı aşkın süre Osmanlı ülkesini ve diğer ülkeleri dolaşarak yazmış olduğu eseri ile adeta bütünleşmiş olan Evliya Çelebi (1611-1684) 17. yüzyılın önde gelen gezginlerdendir. Seyahatnâme adlı eserinde verdiği bilgilere...
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.II. Beyazıt (bkz. II. Bayezid
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.1481 - 1481 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.1512) bir kış günü 1512 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Galata sırtlarında avlanırken son derece bakımlı büyük bir bahçe içinde köhnemiş küçücük bir kulübe görür. Kulübenin sahibi
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Gül Baba ile tanışan Gül Baba Budapeşte'nin Buda kısmında hala türbesi bulunan meşhur bir Türk mücahididir. Evliya Çelebi'nin rivayetine göre Merzifonlu bir Bektaşi dervişidir. Fatih, İkinci Bayezid, Birinci Selim ile Kanuni Sultan Süleyman' ın muharebelerinde bulunmuş ve 1541'de Osmanlının Buda kalesi önündeki muharebelerinde şehid düşmüştür.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.padişah, onu bahçeye gösterdiği özenden dolayı ödüllendirmek ister ve Padişah: İslam devlet hükümdarlarına verilen en yaygın unvanlardan. Bu unvan daha ziyade çok geniş topraklara sahip hükümdarlar için, Osmanlı Devleti'nde ise, hükümdarın örfî sıfatlarını ifade eden başlıca tabir olarak kullanılmıştır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Gül Baba'nın isteği üzerine bu bahçeye bir mektep ve bir darülşifa (hastane) yaptırır.

Gül Baba Budapeşte'nin Buda kısmında hala türbesi bulunan meşhur bir Türk mücahididir. Evliya Çelebi'nin rivayetine göre Merzifonlu bir Bektaşi dervişidir. Fatih, İkinci Bayezid, Birinci Selim ile Kanuni Sultan Süleyman' ın muharebelerinde bulunmuş ve 1541'de Osmanlının Buda kalesi önündeki muharebelerinde şehid düşmüştür.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Hikâye her ne kadar bize okulun bir dilek üzerine kurulduğunu söylese de biz biliyoruz ki {{Vikikaynak|Hikâye}}
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.İstanbul'u alan İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Fatih Sultan Mehmed, Fatih Sultan Mehmed (1432 - 1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.antik kültürün izlerini taşıyan bu şehirde kuracağı devletin Devlet, çağdaş anlamıyla, belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme. Günümüzde ulusal devletle özdeşleşen devlet kurumunun tanımı, niteliği, işlevleri ve toplumla olan ilişkisi çağlar boyunca değişik biçimler almıştır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.payidar olabilmesi, meselâ bir Bizans İmparatorluğu gibi bin yıl yaşayabilmesi için, önceki Bizans İmparatorluğu yada Doğu Roma İmparatorluğu olarak bilinen devlet, Roma İmparatorluğu'nun doğu kısmında M.S. 395'te kurulan ve İstanbul'un 1453'te Fatih Sultan Mehmed tarafından fethiyle ortadan kalkan imparatorluktur.

Bizans imparatorluğu, Romalıların doğuda sahip olduğu toprakları, Tuna'dan Germenlerin ve İslavların; Fırat'tan da Perslerin ikili baskısına karşı koruma zorunluluğundan doğdu. Bu baskılara karşı imparatorluğa Roma'dan dah
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.kültürleri araştırmakta ve sürekli verdiği talimatlarla çevrilen klasik eserleri okumaktaydı. İşte bunlardan biri olan Toplumun ve insanların, biyolojik olarak değil de, sosyal olarak kuşaktan kuşağa ak­tardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bü­tünü, sembolik ve öğrenilmiş ürünler ya da özellikler toplamı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Eflatun'un (Eflatun Alm. Plato, Fr. Platon, İng. Plato. Yunanlı filozof (M.Ö.429-347). Asıl adı Platon olup İslam dünyasında Eflatun ismi ile bilinir. Eski Yunan felsefecilerindendir. Sokratın talebesi, Aristonun ise hocasıdır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.batıda kullanılan ismiyle güneşin battığı yön
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Platon; MÖ 427 - 347) "Devlet" adlı eseri, devleti ancak filozofların yönetebileceğini yazmaktadır. Peki Osmanlı'nın yükselmeye başladığı o yıllarda devleti yönetecek filozoflar nasıl yetiştirilecekti? Saray Okulu vardı ancak bu okula gelecek öğrencilerin ilk ve orta öğrenimleri nerede verilecekti? İşte bu düşüncelerin neticesinde, II. Bayezıd, babası Fatih'in idealindeki okulu " Galata Sarayı Ocağı" adıyla kurarak Osmanlı Saray eğitiminin önemli bir parçasını oluşturmuş oluyordu.

1675 yılına gelindiğinde ise, ocaktaki içoğlanlardan yeteneklileri saraya alınırken diğerleri süvari bölüklerine dağıtılır ve kurum on yıllığına tasfiye edilir. 1715 yılında yeniden açılan ocak, tekrar acemioğlanların eğitimini üstlenir. 1820 yılına dek Osmanlı'nın en önemli kurumlarından biri olan Galata Sarayı Medresesi bu yıldan sonra Tıbbiye ve Askeri Kışla olarak kullanılır.

Sonraki yıllarda gün geçtikçe önemi ve işlevi artan kurum, Osmanlı'da Batılılaşma döneminin ve Tanzimat uygulamalarının bir sembolü olur. Çünkü bu kez de Osmanlı'da hukuksal, siyasal, ve sosyal alanda gerçekleştirilecek yenilikleri yaşama geçirecek aydın kadrolara ve bu kadroların yetiştirilmesi için, geleneksel eğitimin dışında batılı programları da bünyesinde barındıran bir eğitim kurumuna ihtiyaç vardır. İstanbul'da daha ziyade yabancıların ve gayrimüslim osmanlıların devam ettiği ve Fransızca eğitim yapan Saint Benoît, Notre Dame de Sion gibi okullar vardı ancak bunlar daha ziyade Fransa'nın denetimindedir; amaç, Osmanlı Devleti'nin etkin olacağı batılı bir kurum yaratmaktır. Bu amaç doğrultusunda 1 Eylül 1868'de Abdülaziz'in katıldığı bir törenle Mekteb-i Sultani adıyla kurum yeniden faaliyete geçer. Dönemin Paris Büyükelçisi Cemil Paşa ile Hariciye Nazırı Fuad Paşa 'nın çabalarıyla kurum Fransa'daki lise eğitimine denk ve aynı kalitede öğrenci yetiştirir. Ve bu öğrencilerin arasında katolik, ortodoks ve musevi öğrenciler de vardır. 9 - 12 yaşlarında, öğretime başlayabilen bu öğrenciler dil durumlarına göre Fransızca ya da Türkçe hazırlık okumaktadırlar. 1908 yılında müdür Tevfik Fikret Bey 'in yaptığı yeniliklerle; ilk, orta ve lise için 3'er yıllık program hazırlanarak eğitim süresini 9 yıla çıkar. Ayrıca Farsça, Arapça, İtalyanca, Latince, Rumca, Ermenice ve Almanca dersleri isteğe bağlı olarak seçmeli ders statüsüne getirilirken, piyano ve keman dersleri de programa dahil edilir.

1868 yılında kurum, ''Galatasaray Lisesi'' adıyla ve Cumhuriyet devrimlerine uygun olarak eğitime başlar. Tenefüslerde Fransızca konuşma zorunluluğu kaldırılır ve genel kültür dersleri Türkçe verilmeye başlar. 1967 yılında okula kabul edilen kız öğrenciler için Feriye Sarayları hizmete açılır. Bir yıl sonra ''Mektebi Sultaninin 100. Kuruluş Yılı Kutlamaları nedeniyle dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle liseyi ziyaret eder. 1975'de ise kurum, Anadolu Lisesi konumuna getirilir ve eğitim 8 yıl olur. Son olarak, 14 Nisan 1992 yılında Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand ile 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal arasında imzalanan protokolle ilkokul ve üniversite eğitimini de kapsayan Galatasaray Eğitim Öğretim Kurumu (GEÖK) hayata geçirilir. GEÖK, 1994 yılında Galatasaray Üniversitesi'ne dönüşür.

"... Ben İnklap Rûhunu Fikret'ten aldım!" diyen Mustafa Kemal Atatürk, dönemin en önemli eğitim kurumlarından olan Galatasaray'ı üç kez ziyaret etmiştir. Atatürk, ziyaretinde; o kadar okulun arasında Galatasaray Lisesi'ni neden ziyaret ettiğini soran dönemin müdürü Fethi İsfendiyaroğlu'na Tevfik Fikret'i kastederek : "Çünkü burada onu görür gibi oluyorum. Fırsat bulursam gene geleceğim 'onun' öğrencisi olduğu ve müdürlük yaptığı bu irfan müessesesine!" demiştir.


Galatasaray Liseli tanınmış kişiler
Yunus Nadi
Feza Gürsey
Erdoğan Teziç
Şerif Mardin
Ahmet Haşim
Ulvi Cemal Erkin
Reşat Nuri Güntekin
Tevfik Fikret
Cemal Reşit Rey
Fatin Rüştü Zorlu
Ziya Osman Saba
Ferhan Şensoy
Erol Günaydın


Işıl Kasapoğlu
Süheyl Batum
Engin Ardıç
İlhan Mimaroğlu
Barış Manço
Abdülhak Şinasi Hisar
Kemal Tahir
Haldun Taner
Nihat Erim
Çetin Altan
Yalçın Tura
Esat Mahmut Karakurt
Sadun Boro
Asaf Halet Çelebi
Sıddık Sami Onar
Candan Erçetin
Bahadır Kaleağası


Turgay Şeren
Mehmet Günsür
Özdemir Asaf
Ziyad Ebüzziya
Cihat Burak
Zeki Ömer Defne
Ahmet Kutsi Tecer
Tahsin Yücel
Aydın Köksal
Erol Özbilgin
Aleko Mulos
Cezmi Or
Selim Sırrı Tarcan
Suat Hayri Ürgüplü
Hamdullah Suphi Tanrıöver
Yiğit Bulut
Mümtaz Soysal
Timur Selçuk
Sedat Simavi
Bekir Sami Bey
Hıfzı Topuz
İlhan Ayverdi
Orhan Veli Kanık
Ali Sami Yen (Galatasaray S.K.'nın kurucusu)
Okan Bayülgen
Tuna Kiremitçi
Umur Talu
Tarık Papuççuoğlu
Ali Naci Karacan
Şevket Altuğ
Haldun Dormen
Şenkal Atasagun
Yiğit Okur
Ali Sirmen
Orhun Ene
Murat Özyer

--------------------------------------------------------------------------------

Bu makale, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki Galatasaray Lisesi maddesinden kopyalanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında özgürce kullanılabilir

11 Mart 2009 Çarşamba | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Eğitim : TUS

İlk Gün: Yabancı Dil Sınavı
İlk gün yapılacak ve TUS'un birinci basamağı olan Yabancı Dil Sınavının amacı Bilim Sınavına girecek adayları seçmektir.

Sınavda adayların tıp konularında seçilmiş ifade, cümle ve metinleri anlama ve Türkçeye tercüme etme becerilerini yoklayan sorular bulunacaktır. Bu sınavda Almanca, Fransızca ve İngilizce için çoktan seçmeli sorulardan oluşan testler kullanılacaktır. İspanyolca, İtalyanca ve Rusça için yapılacak sınavda ise, yaklaşık 200 kelimelik bir metnin Türkçeye tercüme edilmesi istenecektir.

Yabancı Dil Sınavının sonuçları, ÖSYM'ce bir sonraki gün saat 11.00'de, listeler halinde sınav salonlarının kapılarına asılmak suretiyle adaylara duyurulacaktır.

Yabancı Dil Sınavından muaf olma konusunda şu kural uygulanacaktır: Önceki iki yıl içinde yapılan yabancı dil sınavlarına katılıp bu sınavların en az birinde başarı göstermiş olanlar isteklerini bildirmeleri halinde Yabancı Dil Sınavından muaf tutulacaklardır.
İkinci Gün: Bilim Sınavı
Bilim Sınavı olarak adlandırılan ikinci basamak sınavının amacı bu sınav sonucuna göre tıpta uzmanlık eğitimine kabul edilecek adayları seçerek tercihlerine göre mevcut kontenjanlara yerleştirmektir.

İkinci gün yapılacak olan sınavda adayların, tıp alanındaki temel kavram, ilke ve yöntemleri tanıma, kavrama; bu kavram, ilke ve yöntemler ile düşünme ve bunları belli durumlara uygulama güçlerini yoklayan sorulara yer verilir.

TUS-Bilim Sınavında, Temel Tıp Bilimleri Testi-1 (TTBT-1), Temel Tıp Bilimleri Testi-2 (TTBT-2) ve Klinik Tıp Bilimleri Testi (KTBT) olmak üzere üç test kullanılacaktır. TTBT-1 ve KTBT tıp fakültesi mezunu adaylarca; TTBT-1 ve TTBT-2 tıp fakültesi dışındaki fakültelerden mezun adaylarca cevaplanacaktır. TTBT-1 anatomi, histoloji-embriyoloji, fizyoloji, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, tıbbi patoloji ve tıbbi farmakoloji gibi alanlara ilişkin sorulardan; TTBT-2 histoloji-embriyoloji, fizyoloji, tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji gibi alanlara ilişkin sorulardan; KTBT ise dahiliye ve cerrahi gruplarına dahil alanlar ile pediatri ve kadın hastalıkları ve doğum gibi alanlara ilişkin sorulardan oluşacaktır.
Kaynak
http://www.tusonline.com

10 Mart 2009 Salı | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Eğitim : İstanbul teknik üniversitesi İTÜ

stanbul Teknik Üniversitesi, 1773 yılında Mühendishane-i Bahr-i Humayun adıyla III. Mustafa döneminde kurulmuştur. Gemi inşaatı ve haritacılık öğretimi yapan bu kurumdan sonra kara ordusunun teknik kadrosunu yetiştirmek amacıyla 1795 yılında Mühendishane-i Berr-i Humayun kuruldu. Bu okul, 1847'de mühendislik eğitimi yanında mimarlık alanında da eğitim vermeye başladı. 1883 yılında kurulan Hendese-i Mülkiye, 1909'da Mühendis Mekteb-i Alisi adını alarak ülkenin alt yapı inşaatlarında görev alan kadroları yetiştirdi.

Mühendislik ve mimarlık öğretimi, 1928 yılından itibaren kişilik kazanan Yüksek Mühendis Mektebi'nde, 1944 yılından sonra da İstanbul Teknik Üniversitesi'nde sürdürüldü. 1946 yılında İnsaat, Mimarlık, Makina ve Elektrik Fakültelerinden oluşan özerk bir üniversite oldu.
Geçmişten Geleceğe İTÜ
İstanbul Teknik Üniversitesi, teknik öğretimde 226 yılı aşan parlak geçmişi, çağdaş eğitim ortamı, güçlü akademik kadrosuyla Türkiye'de mühendislik mimarlık öğretimi ile özdeşleşmiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yenileşme hareketlerinin öncülüğünü üstlenmiş, Cumhuriyet döneminde ise ülkemizin imarına, modernizasyonuna ve yönetimine damgasını vurmuştur.Türkiye'nin yollarında, köprülerinde, barajlarında, fabrikalarında, binalarında, enerji santrallarında, haberleşme ağlarında , köylerinde ve kentlerinde İstanbul Teknik Üniversiteli mühendislerinin ve mimarlarının alınteri ve emeği vardır. İstanbul Teknik Üniversitesi, Türkiye'de mühendislik ve mimarlık mesleklerinin tanımını yapan ve bu tanımı her zaman güncel tutmayı başaran, geleneksel yapısını korurken modern eğitim ve öğretim ortamlarını öğrencilerine sunan:, güçlü yurtdışı ilişkileriyle öğrencilerinin sadece ülke sınırları içinde değil, uluslararası ortamda da yarışacak şekilde yetiştiren bir devlet ünivesitesidir.
Kampüsler
İstanbul Teknik Üniversitesi'nin eğitim binaları beş kampüse yerleşmiştir. Ana yerleşim birimi olan Ayazağa Kampüsü, İstanbul'un yeni finans merkezi konumuna gelen Maslak bölgesindedir. Rektörlük ve yönetim birimleri bu kampüste bulunmaktadır. 247 hektarlık bir alanı kaplayan Ayazağa Kampüsü'nde lisans egitimi veren İnşaat, Elektrik-Elektronik, Kimya-Metalurji, Maden, Fen-Edebiyat, Uçak ve Uzay, Gemi İnşaat, ve Deniz Bilimleri Fakülteleri bulunmaktadır. Yüksek Lisans ve Doktora eğitimlerinin yürütüldüğü beş enstitüden dördü; Nükleer Enerji, Fen Bilimleri Avrasya ve Yer Bilimleri ve Bilişim Enstitüleri de Ayazağa Kampüsü'nde bulunmaktadır.

Bu kampüste bulunan Merkez Kütüphane ,bilgisayar laboratuvarları ve 75. Yıl Öğrenci Sosyal Merkezi, Kampüsün yoğun yaşam alanlarıdır. Kampüste 12 adet, her biri 58 öğrenci kapasiteli "Gölet Yurtları", 60 öğrenci kapasiteli dört adet "Vadi Yurtları" öğrencilerimize batı standartlarının ötesinde bir yaşam kalitesi sunmaktadır. Ayrıca bu kampüste 400 öğrenci kapasiteli "Ayazağa Kız Ögrenci Yurdu" 110 öğrenci kapasiteli "Verda Üründül Kız Öğrenci Yurdu" bulunmaktadır.1400 öğrenci kapasiteli dört bloktan oluşan ve spor salonu ile sosyal merkez içeren "İTÜ Öğrenci Sitesi" Ekim 1999'da hizmete girmiştir.

Öğrenci kulüp etkinlikleri Kültür Sanat Birliğinde ve Spor etkinlikleri ise Spor Birliği çevresinde yoğunlasmaktadır. Tenis kortları kapalı, spor salonu cesitli spor yarışmalarına ev sahipliği yapmaktadır.Ayazaga Kampüsü öğrencileri Mayıs ayında butun İTÜ'lüler icin Kültür ve Spor Şenlikleriyle canlanan bir ortam yaratmaktadırlar.

Ayazağa Kampüsü Boğaziçi'nde İstinye Koyu'na 10 dakikalık erişim uzaklığındadır İstinye Koyu'ndan Kadıköy'e ve Boğaz'ın karşı sahillerine deniz yolu ile ulaşım bulunmaktadır. Ayazağa'nın kent merkezinde bulunan diğer üç kampüsüne otobüs ile trafik yogunluğu olmadığı zaman 20 dakikada erisilmektedir. Son durağı kampüs icerisinde olan belediye otobüslerlyle Taksim'e erişilebilmektedir.

Kent merkezinde bulunan üç yerleşim birimi: Gümüşsuyu Taskışla ve Maçka Kampüsleri'dir. Gümüşsuyu ve Taşkışla Kampüsleri 19. Yüzyıl İstanbul'unda en önemli ticaret ve kültür merkezi olan ve bugün de aynı işlevleri sürdüren Taksim bölgesindedir. Gümüşsuyu Kampüsü'nde Makine Fakültesi kentiçi kampüsüne hizmet veren Spor Salonu ve açık hava spor alanları bulunmaktadır. Bu kampüsde bulunan 54 kişilik kız ogrenci yurdu yanında 1998 yılında mezunlarımız tarafından restorasyonu gerçekleştirilen 254 öğrenci kapasiteli Gümüşsuyu erkek öğrenci yurdu öğrencilerimize batı standartlarının ötesinde bir yaşam kalitesi sunmaktadır.

Gümüşsuyu binasında bulunan "Arı Ögrenci Merkezi", ögrencilerimizin sosyal ve kültürel etkinliklerine, çağdaş düzeyde olanak sağlamaktadır.

Taşkışla Kampüsü'nde Mimarlık Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Güzel Sanatlar Bölümü, Sürekli Egitim Merkezi bulunmaktadır. İTÜ Geliştirme Vakfı ile Rektörlüğün kentiçi ofisleri de bu Kampüste bulunmaktadır.

Maçka Kampüsü'nde İşletme Fakültesi, ingilizce Hazırlık Okulu, Dil ve inkilap Tarihi Bölümü, Türk Müziği Konservatuarı, İTÜ Vakfı ofisleri ve İTÜ Sosyal Tesisleri bulunmaktadır. Sosyal tesis, yabancı ve yerli misafirler için otel, lokanta, açık yüzme havuzu ve tenis kortları olanaklarina sahiptir. Bu kampusde Üniversiteye ait bir ana okulu ve kreş de bulunmaktadır. Taşkışla ile Maçka Kampüsleri arasında bağlantıyı saglayan teleferik servisi, öğrencilerimize önemli bir olanak sunmaktadır.

16.5 hektarlık alana sahip Tuzla Kampusu'nde modern ekipmanlarla donatılmış egitim havuzu ile Denizcilik Fakultesi bulunmaktadır. İTÜ'nün "Akdeniz Gemisi" Tuzla Kampusu koyunda demirlemiş bulunmaktadır...
Kaynak
: http://www..itu.edu.tr/ Üniversitenin resmi web sitesi adresi

7 Mart 2009 Cumartesi | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Eğitim Sistemi

GA_googleAddSlot("ca-pub-8160334565061760", "Turkcebilgi300x250");
GA_googleFillSlot("Turkcebilgi300x250");
Eğitim Sistemi Türk Milli Eğitiminin genel gayesi, milleti meydana getiren bütün fertleri milli şuur etrafında bölünmez bir bütün haline getirmek, ilmi düşünmeye, geniş bir dünya görüşüne sahip örf ve adetlerine bağlı, kendine ve topluma faydalı, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesine yükseltebilecek insanların yetiştirilmesidir.Milli eğitimde öğretim iki bölümde incelenir. Biri Örgün, diğeri ise Yaygın eğitimdir.A. Örgün EğitimAnaokullar (okulöncesi eğitim), ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretim kurumlarını içine alır.Anaokulları (Okulöncesi Eğitim)İlköğretime hazırlık mahiyetinde 3-6 yaşlarındaki çocukların okulöncesi eğitimlerini yapan yerlerdir. (Bkz. Anaokulu)İlköğretimMilli eğitimin genel gayelerine ve temel ilkelerine uygun olarak her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri kazandırarak, onu milli örf, adet ve ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmek, kabiliyeti doğrultusunda hayata ve üst öğretime hazırlamaktır.6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini içine alan ilköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için mecburi ve devlet okullarında parasızdır.İlköğretim kurumları, beş yıllık ilkokullar, üç yıllık ortaokullar, ilkokul ve ortaokulun birlikte bulunduğu ilköğretim okulları, yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ile özel eğitime muhtaç çocuklar için kurulan okullar ve sınıfları içine almaktadır.İlkokullar: Mecburi öğretim çağındaki kız ve erkek çocuklarının eğitim ve öğretimlerini sağlamak üzere devlet tarafından açılan ve özel kanunla açılmasına izin verilen beş yıl süreli okullardır. (Bkz. İlkokul)İlköğretim okulları: 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda gerekli değişiklikler yapılarak 1971-1972 öğretim yılında “İlköğretim Okulları” uygulamasına 18 okulda deneme olarak başlandı. 1992-1993 eğitim-öğretim yılında yeni açılanlarla birlikte yatılı “ilköğretim okulları (bölge)” 118’e, normal “ilköğretim okulları” sayısı ülke genelinde 3092’ye çıkarıldı. 2000 yılına kadar mecburi eğitimin sekiz yıl, 2000 yılından sonra mecburi eğitimin 11 yıl olarak uygulanması için kanuni hazırlık çalışmaları devam etmektedir (1993).Ortaokullar: İlköğretimin ikinci basamağını içine alan ortaokullar, ülkemizde ikinci derece yaygın olan eğitim müesseseleridir. Şu anda ortaokullar bağımsız veya ilköğretim okulları ile liselerin bünyesinde, ilkokul mezunlarına üç yıl eğitim ve öğretim veren okullardır. 2000 yılına kadar bütün ortaokullar “ilköğretim okulları” bünyesine girecektir.Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

6 Mart 2009 Cuma | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Öss Sistemi Değişti Mi? Öss Sistemi Değişti.

ÖSS'DE SİSTEM YENİDEN DEĞİŞTİ...
ÖSS'deki sınav sistemiyle soru sistemi bir kez daha değişti. ÖSYM ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni ÖSS’nin süresi 3 saatten, 3.5 saate çıkıyor.
09 Temmuz 2005 Cumartesi 10:47
ÖSS’nin süresi 3 saatten, 3.5 saate çıkıyor. Tek oturumda yapılan ÖSS sonavı, 2006'da 1970'li yıllarda olduğu gibi ''aynı gün ara verilerek iki oturumda'' gerçekleştirilecek.

ÖSYM ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni ÖSS’nin süresi 3 saatten, 3.5 saate çıkıyor. Kendi alanlarının dışına yönelen öğrenciler 180 yerine 210 soru çözecek. Halen 300 olan tavan puan da otomatikman artacak.


GELECEK yıl üniversiteye girecek yaklaşık 2 milyon gencin merakla beklediği yeni ÖSS sisteminin ‘temel’ esasları belli oldu. Halen 3 saat olan büyük yarışın süresi 3.5 saate çıkıyor. Sınav süresinin 3.5 saate çıkarılmasının, halen tek oturumda yapılan sınavın, ‘aynı gün iki oturumda’ yapılmasını da gündeme getirebileceği bildirildi. Karar bu yönde çıkarsa, 2006-ÖSS, 1970’li yıllarda olduğu gibi aynı gün içinde ‘ara vererek’ iki oturumda yapılacak.


ÖSYM ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak çalıştığı bu ay sonunda açıklanacak yeni sistem şöyle işleyecek:


2 BÖLÜMLÜ SINAV


Tüm lise müfredatını kapsayacak sınav, 2 bölümden oluşacak. İlk bölümde, düz ve meslek liselerinde ortak sınıf olan lise 1 ve ilköğretimin ikinci kademesini de kapsayacak, yetenek ölçme ağırlıklı 120 soru yer alacak. 2’nci bölümde ise lise 2 ve 3 müfredatlarını içeren, bilgi ağırlıklı sorular yöneltilecek. Adaylar, 30’ar sorulu Matematik 2, Fen 2, Türkçe 2 ve Sosyal 2’den, alanlarına yönelik 60’ar soruyu çözecekler.


FARKLI ALANA 210 SORU


Kendi alanlarının devamı niteliğindeki programlara yerleşebilmek için toplam 180 sorudan sorumlu olacak adaylar, bazı alanlar için ortak olan işletme, iktisat gibi programları tercih eder veya alan dışı tercihte bulunurlarsa, 3.5 saatlik sürede 180’e ek olarak 2’nci bölümden de 30 soru çözmeleri gerekecek.


SÜRE AVANTAJI


Bu durumda tercih listesinde, sadece lisede okuduğu alanın devamı niteliğinde olan yükseköğretim programlarına yer veren adayın, yarım saat avantajı olacak. Bu aday 3.5 saatlik süreyi 180 soru için kullanırken, yan alan ve alanı dışında tercih yapan, aynı sürede 210 soru çözmek zorunda kalacak.


BARAJ DEĞİŞECEK


ÖSS’yi kazanma barajları da otomatik değişecek. Halen 160 olan ÖSS’yi kazanma ve 2 yıllık ön lisans programlarını tercih edebilme barajı ile 185 olan 4 yıllık programları tercih edebilme baraj puanları artacak. Yeniden hesaplanacak puanlar, yeni sistemle duyurulacak.


TAVAN PUAN YÜKSELECEK


Sınav birincisinin Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı katılmadan alabildiği ‘tavan’ puan yükselecek, en düşük ‘taban’ puan değişecek. ÖSS’de halen tavan puan en az neti olana 100, en çok neti olana 300 olarak uygulanıyor.


İSTEK SIRASINA GÖRE TERCİH


Bu durum, önceki yıla ait en küçük yerleştirme puanlarının referans olma özelliğini 2006-ÖSS için kaldıracak. Yükseköğretim programlarının bu yıla ait taban puanları ve yüzdelik dilimleri, 2006-ÖSS’ye girecek ve tercih yapacak adaylara yol gösteremeyecek. Adaylar, öncelikle istek sıralarına dikkat ederek tercih yapmak zorunda kalacak.


Kim, hangi testi çözecek


MF ÖĞRENCİSİ


Matematik-Fen alanından mezun olan öğrenci, alanının devamı niteliğindeki yükseköğretim programlarını tercih edecekse, 120 sorunun yanısıra 2’nci bölümden Matematik 2 ve Fen 2 testlerindeki 60 soruyu çözecek. Bu aday, Eşit Ağırlıklı puan türüne göre öğrenci alan iktisat, işletme gibi programları da tercih etmek isterse, ayrıca Türkçe 2 testindeki 30 sorudan da sorumlu olacak ve 210 soru çözecek.


TM ÖĞRENCİSİ


Türkçe-Matematik alanından mezun öğrenci, alanının devamı niteliğindeki yükseköğretim programlarını tercih ederse, 120 sorunun yanısıra 2’nci bölümden Türkçe 2 ve Matematik 2 testlerinde yer alan 60 soruya cevap verecek. Bu öğrenci, sözel puanla öğrenci alan program tercihi için Sosyal 2’den 30 soru daha çözecek. Sayısal ile öğrenci alan program tercihi için de Fen 2’deki 30 soruyu yanıtlayacak.


TS ÖĞRENCİSİ


Lise diplomasını sosyal alandan alan öğrenci, alanının devamı niteliğindeki programlar için, 3.5 saatlik sınavda, 1’inci bölümdeki 120 sorudan çözebildiklerinin yanısıra ikinci bölümde Sosyal 2 ve Türkçe 2’den toplam 60 soru daha yanıtlayacak. Bu aday, Eşit Ağırlıklı puana göre öğrenci alan programları tercih edecekse, artı olarak Matematik 2’deki 30 sorudan sorumlu olacak.

30 Ocak 2009 Cuma | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

2010 Öss Sistemi Değişecek Öss'de Yeni Dönem

ÖSS'de yanlış tercihe son verecek sistem


ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da değişecek ÖSS'de düşünülen çift sınavlı sistemi anlattı. Yeni ÖSS sisteminde öğrenci istemediği bölüme girmeyecek.18 Ocak 2009 09:17


YAŞAR ÖZAY'ın haberi

Bu yılki ÖSS için küçük değişiklikler yapılacak. Alan-alan dışı arasındaki puan farkı düşürülecek. Katsayı engeli küçük düzenlemelerle biraz daha azaltılacak..

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 ÖSS'de düşünülen çift sınavlı sistemde öğrencilerin üniversite seçimini daha sağlıklı yapacağını belirterek, "Yeni getirilecek olan sistem çok sorulu ve çok puanlı bir sistem olacak. Öğrenci ilgi duyduğu ve başarılı olduğu alana yönelecek. En önemlisi öğrenci istemediği bir bölüme girmeyecek" dedi. Yarımağan, eski sistemde öğrencilerin çok sağlıklı seçilemediğini kaydederken tıp fakültesi öğrencisinin 8 biyoloji sorusuna karşılık 10 kimya sorusuyla seçilmesini örnek gösterdi. Yeni sistemde ise üniversitelerin hangi puan türünden öğrenci alacağını bileceğini, iki aşamalı ve 5 oturumlu yapılacak sınavda öğrencilerin de istediği ve başarılı olduğu bölümlere gireceğini bildirdi. "En önemlisi öğrenci istemediği bir bölüme girmeyecek. Böylece, her yıl binlerce öğrencinin bölüm değiştirmek için yeniden ÖSS'ye girmesi önlenecek" diyen ÖSYM Başkanı Yarımağan, yeni sistemin ana hatlarını şöyle açıkladı:

* Nisandaki ilk sınavda başarılı olanlar ikinciye girecek. İlk sınavda matematik, fen ve edebiyat gibi dersler sorulacak, öğrencinin bilgisi ölçülecek. Okudukları dersleri kapsayacak soruların şekilleri değiştirilmeyecek. İkinci kısım da matematik, fen, edebiyat, sosyalden dört oturum olacak. Bu oturumların her birine bir gün ayrılacak. Dört günde tamamlanacak oturumların tarihi haziran ayının son iki hafta sonu olacak. Yabancı dil sınavı için ise altıncı bir oturum yapılacak.

* Öğrenci hangi sınava gireceğine kendisi karar verecek. Edebiyattan mezun olup matematik sınavına girenin sınavda başarılı olması zor olsa da bu konuda herhangi bir kısıtlama olmayacak. Bütün oturumlara girebilecek. Bu sistemde de ortaöğretim başarı puanının sınav puanlarına belli bir şekilde eklenmesi söz konusu olabilecek.

* Her fakültenin kendi öğrenci profilini belirlemesi sağlanacak. Bir fakülte biyoloji, bir başkası kimya puanına ağırlık verecek. Böylece, üniversitelerin ağırlıklı ve başarılı alanları ortaya çıkacak.


Sabah

21 Ocak 2009 Çarşamba | etiket | 0 comments [ Devamını Oku ]

Pipes Output

Blog Archive

etiket bulutu

Widget edited by Davut Erarslan